4 ACİL ŞART İÇİN KADINLAR ELELE, BİR ADIM ÖNE!-HALKEVCİ KADINLARKAMPANYA DOSYASI

Mart 6, 2010, 4:32 pm | Halkevci Kadınlar - 4 Acil Şart Kampanyası kategorisinde yayınlandı | Yorum yapın

4 ACİL ŞART İÇİN KADINLAR ELELE,  BİR ADIM ÖNE!

Krizin toplumsal alanda yarattığı çöküntü biz kadınların üzerine yıkılıyor. Kapitalizmin emeğe, insana, doğaya yönelen her yeni saldırı biçimi bizleri özel biçimlerde etkiliyor. Emeğimiz, bedenimiz ve yaşamımızın tamamı üzerinde yeni baskı ve sömürü biçimleri oluşturuyor. Neo-liberal politikalar bizleri piyasanın ve erkek egemenliğinin kıskacına alıyor.

Bugün neo-liberalizmin oluşturduğu krizden çıkış stratejileri emek üzerindeki sömürüyü artırmak ve insan ihtiyaçlarının tamamını piyasalaştırmak üzerine kurulurken, faturanın en ağırı biz kadınlara kesiliyor. Bunun kadınlar için sonucu belli; açlık, yoksulluk, işsizlik ve eve kapatılma; güvencesizlik ve ucuz işçilik; şiddet, baskı ve insanca bir yaşamı belirleyen tüm haklardan mahrumiyet. Bu duruma sessiz kalmayacağız. Haklarımızı almak için ellerimizi birleştiriyoruz.

Tüm Türkiye’den Halkevci kadınlar olarak, krizin yarattığı toplumsal yıkımın altında kalmamak, emeğimiz, bedenimiz üzerindeki baskı ve sömürüyü ortadan kaldırmak için; eşit yurttaşlık hakları temelinde onurlu ve insanca bir yaşam sürmek için verdiğimiz mücadelede derhal yerine getirilmesi gereken acil dört şartımızı belirledik.

Haklarımızı almak için ellerimizi birleştiriyoruz

  • Tüm Kadınlara Güvenceli İş İstiyoruz!
  • Tüm Mahallelerde ve Özel/Kamusal Tüm İşyerlerinde Parasız ve Nitelikli Eğitim Veren Çocuk Bakım Evleri ve Kreş İstiyoruz!
  • Sağlıkta Piyasalaştırmaya Son Verilmesini, Her Kadının Sağlık Hakkının Güvence Altına Alınmasını ve Her Mahalleye Sağlık Ocağı İstiyoruz!

  • Kadınları Erkek Şiddeti Karşısında Korumasız Bırakan Yasal ve Fiili Uygulamaların Son Bulmasını ve Her İlçeye İhtiyaç Oranında Sığınma evi Açılmasını İstiyoruz!

Biz kadınlar en yaşamsal ihtiyaçlarımızı pazarda alınıp satılan mal haline getirenlere, bizi işsizlik ve yoksullukla terbiye etmeye çalışanlara, emeğimize el koyan, bizi ucuz işçi ve ücretsiz ev kölesi haline getirenlere karşı haklarımızı almak için yan yana geliyoruz.

Mahallede, işyerinde, sokakta üzerimize örtülen görünmezlik örtüsünü yırtıyoruz. Neoliberal saldırganlığa ve erkek egemenliğine karşı insanca bir yaşamı özgür ve eşit yurttaşlar olarak kurmak için adımlarımızı sıklaştırıyoruz. 4 acil şartımız için bir adım öne çıkıyoruz.

Türkiye’nin dört bir yanından Halkevci kadınlar olarak 4 acil taleple başlattığımız bu mücadeleyi, tüm kızkardeşlerimizle birlikte ve kadınların eşitlik ve özgürlük mücadelesini savunan tüm kurum ve kişilerin katkısını alarak örmek istiyoruz. Haklarımızı almak için ellerimizi birleştirelim.

TÜM MAHALLELERDE VE ÖZEL/ KAMUSAL TÜM İŞYERLERİNDE PARASIZ VE NİTELİKLİ EĞİTİM VEREN ÇOCUK BAKIM EVLERİ VE KREŞ İSTİYORUZ!

Kadınların başlıca görevinin annelik olduğu dayatması çocuk bakımının tüm sorumluluğunu kadına yüklüyor. Bu durum bedenimiz ve emeğimiz üzerinde kurulan egemenlik ilişkilerinin; toplumsal cinsiyete dayalı işbölümünün en önemli dayanaklarından birini oluşturuyor.

Güvenceli Bir İşte Çalışma Hakkı İçin Kreş İstiyoruz!

Çocuk bakımının kadına yüklenmesi, bakım hizmetlerin kamusal olarak örgütlenmemesi ve hizmetler alanındaki piyasalaştırma çalışma hakkımızın ve eşit koşullarda çalışmamızın önündeki engellerdir. Birçoğumuz çocuklarımızı bırakacağımız bir yer olmadığı için ya da çalışsak da ücretlerimiz piyasalaşmış çocuk bakım hizmetlerini karşılayamayacağı için çalışamıyoruz. İşe başvurduğumuzda çocuğumuz olduğu için işe alınmıyoruz. Aile ve çocuk bakımına ilişkin üzerimize yüklenen görevler ucuza, güvencesiz ve esnek işlerde çalışmaya zorlanmamıza neden oluyor. Bu nedenle parasız, nitelikli kamusal kreş talebi çalışma hakkımızın temel koşullarından biridir.

Nitelikli Eğitim Hakkı İçin Kreş İstiyoruz!

Türkiye’de çocuk nüfusunun sadece  % 0.4’üne okul öncesi eğitim veriliyor. Oysa 0-7 yaş arası eğitim, çocuklarımızın zihinsel ve sosyal gelişimleri açısından kritik önemde. Okul öncesi eğitim yoksunluğu çocuklarımızın niteliksiz bir eğitim ortamında yetiştirilmesine neden oluyor. Bu nedenle kreş talebi aynı zamanda çocuklarımız için nitelikli eğitim talebidir. Çocuk bakımının toplumsal olarak karşılanmaması sadece bakım çağındaki çocuklarımızın eğitim hakkını engellemiyor, aynı zamanda ilk-orta öğretim çağındaki çocuklara da yüklenen çocuk bakımı sorumluluğuyla onların da eğitim hakkı ellerinden alınıyor. Başta okuma-yazma eğitimi olmak üzere yetişkin kadınların eğitimlerini sürdürmesi açısından da engel oluşturuyor. Bu nedenle parasız, nitelikli kamusal kreş talebi hem çocuklar için hem de kadınlar için eğitim hakkı talebinin temel koşullarından birisini oluşturuyor.

Özgür, Eşit Birer Yurttaş Olmak İçin Kreş İstiyoruz!

Çocuk bakımının kadınların üzerine yıkılması aynı zamanda toplumsal hayattan dışlanmamıza neden oluyor. İnsan olmanın koşulu olarak; eve hapsolmamak, eşit ve özgür insanlar olarak toplumsal yaşamın öznesi olabilmek; kendi yeteneklerimizi ve potansiyellerimizi gerçekleştirmek için çocuk bakımının toplumsal olarak karşılanmasını istiyoruz. Çocuk bakım ve eğitiminin toplumsal olarak karşılanması, toplumsal cinsiyete dayalı işbölümünün ortadan kaldırılması, kadınların eşit, özgür insanlar olarak yaşamın öznesi olabilmesi için de bir önkoşuldur.

  • Tüm mahallelere parasız, nitelikli kamu kreşleri açılmalıdır. Bunun ön koşulu olarak çocuk bakımının kamusal bir hizmet olarak tanımlanmasını ve bu hizmet için kamusal kaynak aktarımı istiyoruz.
  • ıÜüİşyerinde çocuk bakım üniteleri/kreşler açılması için belirli sayıda çalışan kadın koşulu kaldırılmalı; erkek – kadın ayrımı olmaksızın küçük çocuklu ebeveynlerin olduğu tüm işyerlerinde kreş açılmalıdır.

SAĞLIKTA PİYASALAŞTIRMAYA SON VERİLMESİNİ, HER KADININ SAĞLIK HAKKININ GÜVENCE ALTINA ALINMASINI VE HER MAHALLEYE KADIN SAĞLIĞINI TEMEL ALAN SAĞLIK OCAĞI AÇILMASINI İSTİYORUZ!

AKP Hükümeti eliyle uygulanan neo-liberal piyasalaştırma ve özelleştirme politikaları yoluyla ülkemizde sağlık hak olmaktan çıkarılmıştır. Bu durum en çok kadınları etkilemekte; sağlık hizmetleri piyasalaştırılırken kadınlara, çocuklara, yaşlılara ve engellilere yönelik hizmetler ilk sıraları almaktadır. Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası, aile hekimliği uygulamaları ile koruyucu sağlık hizmetlerinin çökertilmesi sağlık hizmetine ulaşmamızın önündeki engelleri ve bu alanda piyasaya ve erkeklere bağımlılığımızı arttırmıştır.

Birçok mahallede kadınların ilk elden sağlık hizmeti alabileceği sağlık ocakları bulunmamaktadır. Çoğu ilde ise mahallerimizde başımız sıkıştığında hemen kapısını çaldığımız sağlık ocakları aile hekimliğine dönüştürülmüştür. Var olan sağlık ocakları kadınların sağlık hizmeti ihtiyacına cevap vermemektedir. Sağlık ocaklarımızda aile planlaması hizmetleri, doğum kontrolü, rahim ağzı veya meme kanseri ile ilgili başvurabileceğimiz birimler işletilmemektedir. Şiddete uğradığımızda başvurabileceğimiz sağlık ve danışmanlık birimleri yoktur.

Yoksulların %70’nin kadın olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bebek ve anne ölümleri, depresyon, kadın ölümü, hastalıklar yoksullukla doğru orantılı olarak artıyor. Kadınların %60’ı sosyal güvenceden yoksun. Devlet cinsiyet eşitsizliğine uğrayan kadınlara yönelik sağlık hizmeti politikası geliştirmiyor.

Kendi bedenimiz üzerinde söz hakkına sahip olabilmemiz, insanca koşullarda yaşayabilmemiz için biz kadınların nitelikli, eşit, ulaşılabilir parasız sağlık hizmetine ihtiyacımız var.

Kadınların sağlık hakkı, kadınların özgür ve eşit insanlar olarak yaşama hakkının temellerinden biridir. Sağlıkta piyasalaştırma uygulamalarına son verilmeli; koruyucu, parasız, kamusal sağlık hizmeti güvence altına alınmalıdır. Sağlık hizmetlerinin sunumunda kadınların özel ihtiyaçları dikkate alınmalı ve bu ihtiyaçlar sağlık çalışanlarının mesleki eğitim süreçlerinde gözetilmelidir.

Kadınlar için birinci basamak sağlık hizmetleri veren sağlık ocakları sağlıklı, insanca bir yaşam için olmazsa olmaz bir gerekliliktir.

Her mahallede kadın sağlığını merkezine alan;

  • Aile planlaması, gebelik, düşük ve kanserlerin erken tanısını da kapsayacak üreme sağlığı hizmetinin sunulduğu,
  • Hizmete ulaşamayan kadınların evde bakımının sağlandığı,
  • Sağlık eğitimi verilen,
  • Ruh sağlığı ve danışmanlık hizmetlerinin sunulduğu,
  • Sosyal hizmetler ve hukuksal destek için danışma merkezlerinin oluşturulduğu,
  • Sağlık hizmeti üretenlerle ve hizmeti alan kadınların söz sahibi olduğu sağlık ocakları istiyoruz.

KADINLARI ERKEK ŞİDDETİ KARŞISINDA KORUMASIZ BIRAKAN YASAL VE FİİLİ UYGULAMALARIN SON BULMASINI VE HER İLÇEYE İHTİYACI ORANINDA SIĞINMA EVİ AÇILMASINI İSTİYORUZ!

Türkiye nüfusunun yarısını oluşturan biz kadınlar için gündelik yaşam şiddetin gölgesinde, güvencesizliğin, yoksulluğun, işsizliğin kıskacında geçiyor. Erkek egemenliğin toplumsal alanda yarattığı kadına dönük şiddete; piyasanın her türlü kamusal hakkı ve güvenceyi ortadan kaldırarak yarattığı yıkımın yol açtığı şiddete, ırkçılığın, militarizmin, milliyetçiliğin, dinsel baskının yarattığı şiddet eklenmektedir. Erkek şiddetiyle öldürülen kadın sayısı son 7 yılda yüzde 1400 oranında artmıştır. Erkek egemenlikten beslenen kadına yönelik sistematik şiddet krizin yıkımıyla beraber katlanarak artmaktadır.

Kadına yönelik şiddet; cinsiyete dayalı, politik hedefler güden ve kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik herhangi bir zarar vermeye, kadını aşağılamaya, küçümsemeye, şiddetin sorumlusu olarak göstermeye, kadının çalışmasını engellemeye, ev işlerinden sorumlu tutmaya, hareketlerine sınır koymaya, aile yönetiminde söz hakkını engellemeye yönelik her türlü davranış, tehdit, baskı, taciz, tecavüzdür ve özgürlüğün engellenmesidir.

Evinde, işyerinde, sokakta şiddete uğrayan biz kadınlar için toplumda eşit bir birey olarak varolma ve toplumsal yaşama bir özne olarak katılma imkânından bahsetmek mümkün değildir. Kadına dönük şiddet insanlık suçudur. Sadece doğrudan kadına şiddet uygulayanlar değil kadına dönük şiddete zemin hazırlayanlar, görmezden gelenler, engellemeyenler de bu suça ortaktır.

Kadına yönelik fiziksel, sözel, psikolojik ve cinsel şiddeti önlemeye dönük politikaların geliştirilmesi kadınlar için yaşamsal önemdedir, bu politikalar içinde sığınma evlerinin açılması kadınların en acil taleplerinden biridir.

Sığınma evlerinin en önemli işlevi kadının can güvenliğini sağlamalarıdır. Sığınma evleri kadına yöneltilen şiddette kadının başvurabileceği bir güvencedir. Türkiye’de Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’na bağlı (SHÇEK) 36, diğer kurumlarınkiyle beraber 52 sığınma evi bulunmaktadır. Kadınların şiddete maruz kaldıkları zaman başvurabilecekleri danışma merkezlerinin Türkiye sayısı ise 65 civarındadır.

2006 yılında nüfusu en az 50 bin olan her yerleşim yerinde bir sığınma evinin açılması yasal olarak yerel yönetimlere zorunlu kılınmasına rağmen, yerel yönetimler bu konuda adım atmamaktadır. Şiddete karşı mücadelede; yaşadığımız şiddet ortamından güvenli bir şekilde çıkmak; fiziksel ve psikolojik sağlığımıza kavuşmak, yaşamı yeniden kurabilme gücünü kadın dayanışması içinde kazanmak için sığınma evleri olmazsa olmaz bir gerekliliktir.

  • Nüfusu 50 bini aşan belediyelerin sığınma evi açması yükümlülüğü acilen yaşama geçirilmeli, her ilçeye kadınların ihtiyacı oranında sığınma evi açılmalıdır.
  • Şiddete uğrayan kadınların başvurabilecekleri ve onları sığınma evlerine yönlendirecek olan danışma merkezlerinin sayısı arttırılmalı, bu merkezlerde kadınlara sosyal, psikolojik ve hukuksal destek sağlanmalıdır.
  • Sığınma evleri kadınların yeniden hayata tutunabilmeleri ve öz güvenlerini kazanmalarını sağlayacak, yeniden şiddete maruz kalma ihtimallerini ortadan kaldıracak bir anlayışla şekillendirilmeli, yerleri gizli tutulmalıdır.
  • Şiddete uğrayan kadınların ve çocuklarının barınma, iş, beslenme, ulaşım gibi ihtiyaçları karşılanmalı, psikolojik desteğin de içinde bulunduğu sağlık hizmeti sağlanmalıdır.

TÜM KADINLARA GÜVENCELİ İŞ İSTİYORUZ

Çalışma hakkı tüm insanlar gibi kadınların kendilerini toplum içinde özgür, eşit ve yaratıcı bireyler olarak gerçekleştirme hakkının vazgeçilmez bir parçasıdır. Erkek egemen baskılar ve kapitalizmin üretim ve yeniden üretim ilişkileri bizleri bir yandan ücretsiz ev kölesi haline getirip çalışma hakkımızı engelliyor. Öte yandan emeğimizi değersizleştirerek bizleri emek piyasasının en dezavantajlı unsurları haline getiriyor.

Emeğin güvencesizleştirilmesi,  esnek çalıştırma ve kuralsızlaştırma saldırısı emek piyasasındaki en dezavantajlı kesim olan kadınları odağına koyuyor. Üretim sürecinin esnekleştirilmesi, kayıt dışı hale getirilmesi, bizleri düşük ücretli güvencesiz, sendikasız işçilik depoları haline getirmektedir. Kayıt dışı küçük ve orta ölçekli firmalarda yaygınlaşan güvencesiz istihdam; serbest üretim bölgeleri; gündelikçilik ve giderek yaygınlaşan taşeronlaştırılmış hizmet üretimi alanları ile ev eksenli çalışma, aşırı kadın emeği sömürüsünün temel alanları olarak ortaya çıkmaktadır.

Bizlerin yaşadığı sömürü kriz dönemlerinde derinleşmekte, krizle beraber patronların ilk vazgeçtiği işçiler kadınlar olmaktadır. İşten çıkartma sorununun yanı sıra yüz binlerce kadın işçi işlerini kaybetme korkusuyla çalışmakta/çalıştırılmakta, bu nedenle her türlü hak gaspı ve sömürü mekanizmasına boyun eğmek zorunda bırakılmaktadır. Çalışma kadınlar açısından özgürleştirici bir faaliyet olmak yerine ücretsiz ya da çok düşük ücretli kölelik biçimlerine dönüşmekte, kadın emeği diğer emek gruplarından daha sert ve hızlı biçimlerde değersizleştirilmektedir.

Çalışma hakkı kadınların kendilerini toplum içinde özgür, eşit ve yaratıcı bireyler olarak gerçekleştirme hakkının vazgeçilmez bir parçasıdır. Güvenceli iş istiyoruz.

  • Özgür ve eşitlikçi koşullarda çalışarak kendisini geliştirmek ve toplumsal üretimin bir parçası haline gelmek her kadının vazgeçilmez temel hakkı ve insan emeğinin özgürleşmesinin başlıca koşullarından birisidir. Güvenceli iş istiyoruz.
  • Kadınların ev ve aile içinde gerçekleştirdikleri üretim toplumsal üretimin sosyal güvenlik hakkı yaratan bir parçası sayılmalıdır.
  • Çalışan-çalışmayan tüm kadınlara sosyal güvenlik hakkı tanınmalı ve asgari geçim maaşı bağlanmalıdır.
  • Taşeron ve kayıt dışı çalıştırma yasaklanmalıdır.
  • Ev eksenli çalışan kadınların, gündelikçilik, bakım, temizlik hizmeti üreten ev içi kadın işçilerin varlıkları yasalarca tanınmalı, çalışma koşulları iyileştirilmeli ve yasalarla düzenlenmeli, sosyal güvenlik hakları tanınmalıdır.

Yorum yapın »

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. URI'nin geri izlemesini yap.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

WordPress.com'dan blog alın. | Tema Pool, Borja Fernandez tarafından yapılmıştır.
Yazılar ve yorum feeds.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.